Eve yeni gelen misafir: Kardeş

'.$row[0]['img_alt'].'

Kıskançlık temel olarak “sende var, bende yok” duygusudur. Başkasında olan bir özelliğin, değerin, kaynağın kişinin kendisinde olmaması ya da diğerine kıyasla daha az olması, tüm fırsatların “daha iyi” olana verileceği ile ilgili bir korku, öfke yaratabilir. Büyük çocuk, yetişkinlerin sevgisini, ilgisini, hali hazırda kazanmış olduğu hakları, eve yeni bir kardeşin gelmesiyle birlikte yitirebileceğinden korkarken, küçük çocuk ise büyük kardeş tarafından haksızlığa uğramaktan endişelenebilir.

Kıskançlık genellikle hiç olmaması gereken, dile getirilmesi “ayıp”, “kötü” bir duygu olarak görülebilir. Bazen aileler çocuklarının birbirlerini kesinlikle kıskanmadığını söyler ve bu duyguyu görmek istemeyebilirler. Oysa kıskançlık, üzüntü, sevinç, öfke gibi hissedilmesi doğal bir duygudur. Bir başka deyişle, hepimiz zaman zaman bir başkasını kıskanabiliriz. Önemli olan kıskançlığın yok edilmesi, ortadan kaldırılması değil, bu kıskançlık sonucunda ortaya çıkan olumsuz davranışlar varsa, onların uygun bir yaklaşımla değiştirilmesidir.

Çocuklar kardeşlerine karşı hissettikleri kıskançlığı farklı şekillerde ortaya koyabilirler. Bu duyguların her zaman açık bir şekilde ifade edilmeyebileceğini akılda tutmak önemlidir. Özellikle öfke, korku gibi duyguların “kötü” olarak nitelendirildiği, ifade edilmesine izin verilmediği, yok sayıldığı ailelerde, çocuklar bu duyguları saklamayı öğrenebilirler. Örneğin, kardeşlerini çok fazla sevdiklerini söyleyerek, sürekli dokunmak, öpmek isteyebilir, kıskançlıklarını bu şekilde örtmeye çalışabilirler. Hatta çocukların bazı davranışlarının olumlu yönde değiştiği görülebilir. Örneğin, daha önce yemek yemek istemeyen bir çocuk, kardeşinin karşısına geçip “bak ben nasıl güzel yiyorum, sen de ye de büyü” gibi cümleler ile ebeveynlerinden takdir almak isteyebilir. Bir başka deyişle ebeveynlerine “onda yok görüyorsun değil mi, ben de var, beni sev” demeye çalışabilirler. Öte yandan, bazen çocuklar “ben kardeşimi sevmiyorum” gibi net ifadeler ile duygularını belli edebilirler. Genellikle bu şekilde, daha açıkça ifade edilen kıskançlık duygusu, ebeveynleri harekete geçirir. Çocuklar, her konuda olduğu gibi, kardeşin doğumu gibi önemli bir yaşam olayı ile ilgili de ebeveynleri tarafından önemsenmek, fark edilmek, biricik ve değerli olduklarını hissetmek, onların dünyasında yerlerinin korunduğunu bilmek, görmek isterler. Çocukların kıskançlık duygusu ile ortaya çıkan olumsuz davranışlarını önlemek için doğum öncesinden başlanarak yapılabilecekler vardır.

Örneğin;

- Aileye yeni bir üye geliyor ve bu tüm aile için önemli bir değişikliktir. Bazı rutinler korunacağı gibi, yaşamda bazı yenilikler, farklılıklar da olacaktır. Bunu kabul etmekle başlamak hem ebeveynler hem de çocuk için önemlidir.

- Çocukları kardeşin gelişine hazırlamak gerekir. Çocuğun nelerle karşılaşacağını bilmesi, kaygılarının, korkularının azalmasına yardımcı olur. Örneğin, gebelikte kritik dönem atlatıldıktan sonra, çocuğa bir kardeşi olacağı haberi verilebilir. Çocuğun yaşına göre, ay söyleyerek ya da takvimde göstererek bebeğin ne zaman dünyaya geleceği söylenebilir. Sağlık ve gebelik ile ilgili bilgiler; annenin bedeninde oluşacak karın büyümesi gibi değişiklikler, gidilecek rutin doktor randevuları çocuğun yaşına ve gelişim düzeyine uygun şekilde, anlayabileceği bir dille anlatılabilir. Çocuklar için hazırlanmış, kardeşin gelişini anlatan kitaplar edinilebilir ve çocukla birlikte okunabilir.

- Bebekle ilgili yapılacak hazırlıklara çocuğun da dahil olması, fikirlerini söylemesi istenebilir. Böylelikle çocuğun süreçten keyif almasını sağlanabilir. Bu noktada çocuktan yaşının, gelişim döneminin üzerinde bir beklenti içinde olmamak önemlidir. Örneğin, isim seçmek çocuğun değil, yetişkinlerin sorumluluğudur.

- Özellikle küçük çocuklar kardeşleri olduğunda, hemen oyun oynayabileceklerini, konuşabileceklerini düşünebilirler. Bebeğin doğduğunda, bunları yapamayacağı, bir süre onunla oynaması için beklemesi gerektiği söylenebilir.

- Çocuğun hayatında önemli bir değişiklik yapılması (örneğin okula başlamak, değiştirmek gibi) planlanıyorsa, bu tür değişikliklerin doğumun daha öncesinde yapılması önemlidir. Böylelikle çocuğun birden fazla yeniliğe maruz kalması önlenmiş, bu yeniliklerle başa çıkma becerisi geliştirmesi açısından zaman verilmiş olur.

- Doğum sırasında, çocuğun yanında güvende hissettiği, iyi vakit geçirebileceği bir yetişkinle kalması, onunla keyifli bir gün geçirmesi sağlanabilir.

- Doğumdan sonra, çocuğun hayatındaki rutinlerin hemen hemen aynı kalmasına özen gösterilebilir. Örneğin, gece yatağa yatarken gerçekleştirilen bir rutin varsa, o rutine sadık kalınabilir. Çocuğun biricik ve değerli olduğunu hissedebileceği, ebeveynleriyle birebir zaman geçirebileceği, özel etkinlik günleri düzenlenebilir.

- Çocukların daha rahat ve güvenli hissetmeleri için ebeveynlerin doğal, yapmacıklıktan uzak davranmaları önemlidir. Bazen ebeveynler,küçük çocuğu, büyük çocuğun yanında sevmekten, onunla ilgilenmekten çekinebilirler. Hatta tam tersi, büyük çocuklarına ‘’merak etme, seni ondan daha çok seviyorum’’ diyerek farkında olmadan kendileri bir kıyas ortamı yaratabilirler. Bazen büyük çocuğun olgunluk göstermesini bekleyebilirler. Örneğin, ‘’Sen artık ağabey / abla oldun. Hiç sana yakışıyor mu bu yaptığın’’ gibi cümleler kurabilirler. Bu tür durumlar, çocukların suçluluk hissetmelerine yol açabilir, ebeveynlerine karşı olan güven duygusunu zedeleyebilir, ilişkilerini bozabilir ve olumsuz davranışlarının artmasına neden olabilir.

- Her çocuk farklıdır, ebeveynlerin her bir çocukla kurduğu ilişki de farklı olacaktır, bunun doğal olduğunu anlatmak önemlidir. Kardeşin daha çok küçük olduğu, bakımı için onunla daha çok ilgilenilmesi gerektiği anlatılabilir. Çocuğun kızmasının, hayal kırıklığına uğramasının çok doğal olduğu söylenebilir. Hatta bazen ebeveynlerin de bu duyguları hissettiği açık bir şekilde konuşulabilir. Ebeveynlerin kendi çocukluklarından, varsa kendi kardeşlerinin doğumu ile ilgili duygularından bahsetmeleri, bu duyguların doğal, herkes tarafından yaşanabilir olduğu mesajını verebilir.

- Ebeveynlerin kardeş kıskançlığı ile ortaya çıkan olumsuz davranışları sağlıklı bir şekilde ele alabilmeleri kendi geçmişleri ile de ilgilidir. Örneğin, vakti zamanında baş edilemeyen kardeş, kendi anne, babasının yaklaşımı, bu yaklaşımın etkileri, yetişkinlik yaşantısında ebeveynlerin çocukları ile kurduğu ilişkiyi etkilemektedir.Çocuklar iyi gözlemci, kötü yorumcudurlar; ebeveynlerin söyledikleri ile davranışları arasındaki farkı sezer ve bunu tahmin edilemeyecek şekillerde yorumlayabilirler. Kıskançlık duygusunun aile içinde kabul görmesi, doğal karşılanması önemlidir. Kıskançlıktan hareketle yapılan olumsuz davranışlar ile ilgili önlemler almak, bu davranışları sabırla, tutarlılıkla, destekleyici bir yaklaşımla değiştirmek, çocuklar için öğreticidir. Hemen hemen bütün yeni deneyimlerin kişilere güçlü yönler kazandırması gibi, kardeşle yaşanan meselelerin de çocuklar için güçlendirici olabileceği unutulmamalıdır.

Uzm. Klinik Psikolog İzel G. ÖZKAN / Umut Anaokulu Rehberlik Birimi


Blog

Navigasyon

Sosyal Medya